"Ekmek Bedeli Tahsilatıyla Sosyal Devlet mi Olunur?"

Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 300 bini aşıyor. Her biri bir ailenin çocuğu, kardeşi, annesi ya da babası. Ama mahkûmiyet artık sadece dört duvar arasında yaşanmıyor. Cezaevlerinin kapalı kapılarından dışarıya, ailelerin evlerine uzanan yeni bir mahkûmiyet biçimi var. Tutukluların cezaları sadece kendilerine değil, ailelerine de kesiliyor. Bu, sosyal devletin iflasının resmidir.

Zonguldak’ta bir evin kapısına bırakılan zarf, milyonlarca ailenin omzuna yüklenen görünmez bir borcun sembolü oldu.

Zarfı açınca,içerisinden çıkan kâğıdın sağ üst köşesinde ise iddialı bir ibare yer alıyor:

“2025 Aile Yılı”

Ama içinden çıkan ne umut, ne destek…

Sadece bir icra tehdidi.

Sadece borç bildirimi.

 

Yediği Ekmek Borç Oldu, Ailesi Cezalandırıldı

Cezaevinde hâlâ tutuklu bir yurttaş…Kapalı cezaevinden açık cezaevine geçmiş.

Kalabalık koğuşlarda, nöbetleşe yataklarda yaşam mücadelesi veriyor.

Bazısı yerde yatıyor. Hijyen, sağlık ve mahremiyet yok denecek kadar az.

Ve ailesine gönderilen resmi tebligat açık:

“Cezaevinde kalan kişinin yemek bedeli bir ay içinde ödenmezse,

6183 sayılı Kanun kapsamında icra yoluna gidilecektir.”

Adı: Yaşama Bedeli

Tutarı: 6.018 TL

Dayanağı: 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesi

 

İçeride Mahkûm, Dışarıda Aile Borçlu

İçeride insan onuruna yakışmayan koşullar altında yaşam süren mahkûmlar, dışarıda ise geçim mücadelesi veren aileler…

Şimdi bir de bu borçla karşı karşıya.

Kirada oturan, çocuklarını okutmaya çalışan, cezaevine harçlık ve eşya göndermek için çırpınan ailelere deniyor ki:

“Yakınınız içeride yediği ekmeğin parasını da siz ödeyin.”

Aksi takdirde faiz işler, icra gelir.

 

Sosyal Devletin Değil, Politik Tercihin Sonucu

Bu tablo; Anayasa’da güvence altına alınmış yaşama hakkının,

bir yönetim tercihiyle “maliyet kalemi”ne dönüştürüldüğünün kanıtıdır.

Devletin görevi halkı korumaktır.

Ama bu uygulama, sosyal devlet ilkesini açıkça zedelemektedir.

Desteklemek yerine borçlandıran bir yönetim anlayışı halkı ezmektedir.

Burada eleştirilen şey devletin varlığı değil;

Devleti tahsilat aracı gibi kullanan zihniyettir.

 

Bu Mu “Aile Yılı”nın Politikası?

2025 Aile Yılı’nda aileye verilen değer bu mu?

Destek değil, borç bildirimi mi?

Bu uygulamalar:

▪ Aileyi korumuyor

▪ Aileyi zorluyor

▪ Aileyi yalnızlaştırıyor

 

Adalet, Yatak Bulamayan Mahkûmda da Ölçülür

Adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz.

Yerde yatan bir tutuklunun yanında,

icra tehdidiyle uykusu kaçan bir annenin gözlerinde de aranmalıdır.

Bu belge sadece bir ödeme emri değil;

Bir yönetim anlayışının ve tercihlerinin aynasıdır.

 

Bu Mu Sosyal Devlet Anlayışı?

Bir mahkûmun yediği ekmek,

Ailesinin ödemesi gereken borç olabilir mi?

Devlet, halkını icraya sürükleyerek mi aileyi koruyacak?

Biz devletin değil,

Devletin sosyal görevini yerine getirmemesine itiraz ediyoruz.

 

Medya Pozitif olarak soruyoruz:

Bu uygulama kamu vicdanında nereye düşüyor?

Toplumsal adaletle bağdaşır mı?

Ve bu politikanın sorumluluğunu kim üstleniyor?

cezaevi icra emri aile yılı