3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Devrim Yasaları’nın kabul edilmesinin bugün 101. yılı. Devrim yasalarından ilki Hilafet’in kaldırılmasıydı. Bu yasadan önce padişahın kulu olmaktan kurtarılan milletimize vatandaşlık hakkı verilmişti. Bu yasa ile birlikte kendisine dayatılan İslam anlayışından da kurtuldu. Din bezirganlarını aradan çıkartan Atatürk’ün önderliğinde Kuran meali ile dinini kendi dilinden öğrenmeye ve anlamaya başladı.
Milletimiz bu yolla dinini gerçekten yaşar hale geldi. Ama yıllarca yer altında kalan din bezirganları bunu bir türlü kabul edemedi. Süreç içerisinde toprakta ayrı kutu gibi çıkan din bezirganları, bugünkü tanımı ile Siyasal İslamcı anlayış, son 23 yılda iyice boy verdi. Milletimizi kuşattı.
Milletimizi kandırarak aldıkları iktidar yetkisi ile, şimdi yeni Anayasa yapmak ve kendi dini anlayışlarına uygun devlet kurmak istiyorlar. Bu noktada siyasi Kürkçülerle hareket ettiklerini görüyoruz.
Milletimiz buna izin vermeyecektir.
**
Devrim yasalarının ikincisi eğitim öğretimde birliği sağlayan yasadır. Eğitim ve öğretimi birleştiren yasa ile mahalle mektebi ve medreseler gibi dini eğitim yapıları kapatıldı. Çağa uygun ortaokul ve liselerle birlikte meslek okulları, üniversiteler açıldı. Eğitim idaresi tek bir kuruma, Milli Eğitim Bakanlığı’na verildi.
Ama topraktan çıkan ayrık otları, bugün eğitimi dincileştirmek istiyorlar. Bir taraftan imam hatip okullarının sayıları artırılırken, diğer taraftan STK dedikleri siyasi dinci vakıf ve tarikatları okullara soktular. Ayrıca Diyanet’te görevi olmamasına rağmen diyanet eğitime sokuldu. Bugün okullarda kendi İslam anlayışlarına göre kindar ve dindar nesiller yetiştirmeye çalışıyorlar.
Milletimiz günü gelince hesabını sandıkta soracaktır.
**
Devrim kanunlarının üçüncüsü Şeriye ve Evkaf Vekâleti’ni kaldıran kanundur. Şeriye kelimesi İslam hukukunu ifade ederken, Evkaf ise Vakıfları yönetmekte görevliydi. Dolayısıyla bu Vekaletler din ve devlet işlerinin iç içe girmesine ve istismar edilmesine neden oluyordu.
Daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü kurularak, devlete ve şahıslara ait vakıflar bu genel müdürlük üzerinden yönetilmeye başlandı. Ancak son 23 yıldır kurulan vakıflar üzerinden halkın vergileri ile yapılan devlet yardımlarının iç edildiğini edildiğini görüyoruz. Yunus Emre Vakfı, Diyanet Vakfı gibi kuruluşlar adeta yolsuzluğun, haksız mal edinmenin merkezi olmuştur.
Milletimiz sandık günü geldiğinde buna da dur diyecektir
**
3 Mart 1009 24’te kabul edilen kanunlardan biri ile Genelkurmay Başkanlığı kuruldu. Sivil kesimlerden tamamen arındırılarak, askerlerin yönetimine verildi.
Ancak bugün görüyoruz ki Genelkurmay’ın bir etkisi kalmamış, Jandarma ve Sahil Güvenlik İçişleri Bakanlığı’na bağlanmış. Kuvvet komutanlıkları da sivil bir bakanın emrine, Milli Savunma Bakanlığına bağlanmış. Dolayısıyla Genelkurmay’ın kağıt üzerinde sadece adı kalmış. Çünkü esas amaçları TSK’yı yeniden yapılandırmaktır. Bunun için askeri okulları kapattılar ve bir üniversite kurarak, buraya alınan öğrenciler ile TSK’ya alınan sözleşmeli statüsündeki askerlerin alımında siyasi dinci kuruluşları söz sahibi yapmak suretiyle yol almaya çalışıyorlar.
Doğuştan asker olan milletimiz son sözünü yakında sandıkta söyleyecektir.
Din bezirganlarının, hurafelerle dolu din anlayışının önüne geçmek için Devrim Kanunlarıyla kurulan kuruluşlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Ama bugünkü Diyanet yönetimi kurucusu olan Atatürk’ün adını almaktan özellikle kaçınıyor.
Milletimiz din bezirganlarına da, Allah adıyla kendini kandıranlara da çok yakında sandıkta dur diyecektir.





