CHP İstanbul İl Başkanlığı’na 5 bin polisle girilmesi, Türkiye’de demokratik siyasetin sınırlarını fiilen ortadan kaldıran bir adımdır.
Bu müdahalenin mahkeme kararıyla yapılmış olması, gerçeği değiştirmez. Çünkü Türkiye’de yargı bağımsızlığı fiilen ortadan kalkmıştır.
Demokratik bir devlette, mahkemeler suç örgütleri veya hukuksuz oluşumlar üzerine gider, mallarına el koyar. Ancak Siyasi Partiler Kanunu’na göre faaliyet gösteren partilere böylesi bir müdahale, hukuken kabul edilemez.
Bugün Türkiye’de çifte standartlı bir yargı düzeni inşa edilmiştir:
Eğer iktidar çizgisindeysen hukuk seni görmez;
Eğer muhalefetteysen gözaltı, tutuklama ve yargılama kaçınılmazdır.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın polis ablukası altına alınması bir hukuk işlemi değil, açıkça bir siyasi baskı operasyonudur. Ve bu operasyonun kaynağı bellidir: Tek adam yönetimi.
Amaç: CHP’yi Dizayn Etmek
Bugüne kadar seçimle kazanılan belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini gasp eden anlayış, şimdi doğrudan ana muhalefet partisini hedef alıyor.
Amaç açıktır:
- CHP’yi içeriden kontrol etmek,
- Partiyi halkın gözünde itibarsızlaştırmak,
- Muhalefeti bütünüyle etkisiz hâle getirmek.
Bu noktada, parti içindeki bazı isimlerin tavırları da dikkat çekiyor. Kimi isimlerin, iktidarın politikalarıyla örtüşen söylemleri ve siyasi krizleri derinleştiren adımları bu operasyonun bir parçası hâline gelmiş durumda.
Bunun üzerinden bir “iç karışıklık” algısı yaratılıyor. CHP, adeta bir “suç odağı” gibi gösterilmek isteniyor. Bu yöntem, siyasi tarihimizde demokratik muhalefeti etkisizleştirmek için defalarca kullanılan eski bir taktiktir.
Saray’ın Kurgusu, İçerideki İşbirlikçiler
Bu süreçte bazı isimlerin aldığı pozisyonlar dikkat çekici. Daha düne kadar iktidarın politikalarına muhalif söylemler üreten bazı aktörler, bugün iktidar çizgisine yakın tutumlarıyla ön plana çıkıyor.
Burada mesele kişisel tercihler değil; mesele, bir bütün olarak ana muhalefet partisinin bağımsızlığına müdahaledir.
İstanbul İl Başkanlığı’na yapılan polisli müdahale, rastlantısal değil, önceden kurgulanmış bir planın parçasıdır.
Amaç, CHP’nin karar alma mekanizmalarını kontrol etmek ve partiyi iktidar lehine dizayn etmektir.
Demokrasinin Geleceği İçin Kritik Eşik
Bugün CHP’ye yapılan bu müdahale, sadece bir partiye yönelik değildir.
Bu, Türkiye’de demokrasinin son kırıntılarına yönelmiş bir baskıdır.
Bir ülkede:
- Özgürce siyaset yapılamıyorsa,
- Yargı bağımsızlığı ortadan kalkmışsa,
- Polis muhalefeti susturmak için kullanılıyorsa…
Buna başka bir isim verilemez:
Türkiye’de otoriterleşme artık resmiyet kazanmıştır.
CHP’ye yönelik bu operasyon, Türkiye’nin hukuk devleti olma iddiasına vurulmuş ağır bir darbedir.
Demokratik siyasetin alanı daraltılırken, toplumun tüm kesimlerine bir mesaj verilmektedir:
“Ya itaat, ya tasfiye.”
Bu tabloyu görmezden gelmek, yarın çok daha büyük bedeller ödemek anlamına gelir.
Bugün susanların, yarın konuşacak mecali kalmayabilir.





