CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 23 yıllık AKP iktidarında eğitimin dinselleştirilmesi, devletin tüm kurumlarının ele geçirilmesi ve Atatürk Cumhuriyeti’ne karşı geliştirilen politikalar açıkça ortadayken, sanki tüm bunlar yokmuş gibi “Cumhuriyetin kolonlarına çivi çaktırmayız” demesi; bütün bu sürecin farkında olanları haklı olarak ülkenin geleceği adına endişelendiriyor.
Ama ben hâlâ umutluyum. CHP içinde büyük resmin görüldüğüne, “son kale” olan CHP’nin hedef alındığının bilincinde olunduğuna inanıyorum.
Bazı politikacılar ve gazeteciler, Erdoğan’ın CHP’li belediyelere yargı üzerinden yürüttüğü operasyonları yalnızca siyasi hamleler olarak değerlendiriyor. İlk bakışta bu yorum doğru gibi görünebilir. Ancak durum bundan çok daha vahim.
Ta en başından beri, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti yıkmak isteyen siyasi dinciler, 23 yıllık iktidarlarında bu hedeflerini açıkça ortaya koydular. Başta devletin kurumları olmak üzere memleketin tüm kalelerini ele geçirdiler. Bunu yaparken gizli ya da açık şekilde Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine düşmanlıklarını da açıkça ortaya koydular.
Şimdi sıra, Atatürk’ün millete armağanı olan Cumhuriyeti ve onun yarattığı tüm değerleri hedef alan bu siyasi dincilerin, Atatürk’ün bizzat kurduğu CHP’yi yok etme çabasına geldi. Bu nedenle yaşananları sadece siyasi bir hamle olarak değerlendiremeyiz. Bu, Atatürk Cumhuriyeti’ni yıkmak ve yerine siyasal İslamcı bir rejim kurmak isteyenlerin hedeflerini gerçeğe dönüştürme çabasıdır.
Tekrar etmek isterim: Hedef ne yalnızca Ekrem İmamoğlu’dur, ne Özgür Özel’dir, ne de diğer CHP’li belediye başkanlarıdır. Hedef, CHP’yi kurumsal olarak tüm örgüt yapısıyla birlikte yok etmektir.
Daha önce de yazmıştım: Yaptıkları hamlelerin son aşaması, Anayasa Mahkemesi’nde CHP’ye yönelik bir kapatma davası açmaktır. Bir yandan geçmişte AKP’nin yaşadığı süreçlerin intikamı alınırken, diğer yandan asıl hedefleri olan CHP’yi kapatmaya çalışmaktadırlar.
Aynı süreçte, kendilerine göre “muhalif” saydıkları, bize göre bağımsız ve özgür olan gazeteler ve televizyonlar da hedefte. RTÜK ve yargı eliyle, muhalif medya üzerinde büyük bir baskı kurulmuş durumda. Gerçekleri yazdıkları ve söyledikleri için gazetelere para cezaları, televizyonlara yayın durdurma ve kapatma cezaları veriliyor. Çünkü ellerinde tuttukları yüzde 95’lik medya gücüne rağmen, geriye kalan yüzde 5’lik bağımsız medya halkın gerçekleri öğrenmesinde daha etkili ve daha çok güvenilir durumda.
31 Mart 2024 seçimlerinden sonra birinci parti konumunu koruyan ve halkla bağını güçlendiren CHP’yi ortadan kaldırmak dışında bir seçenekleri kalmadı. Çünkü önümüzdeki seçimlerde iktidarı kaybettiklerinde, kimlerin devleti ve milleti nasıl soyduğu, hangi ihanetleri işlediği ortaya çıkacak. Sadece haramilikten elde ettikleri servetlerini değil, özgürlüklerini de kaybedecekler.
Bu emperyalistlerin kullanışlı aparatlarını biz bugüne dek hafife aldık. Şimdi CHP’ye kurumsal olarak saldırıyorlar. Belediyelere açtıkları hukuksuz davalarla, kongre sürecinde dillendirilen iftiralarla bir dosya hazırlığı içerisindeler. Amaç açık: CHP’yi kapatmak!
Eğer CHP yönetiminde olsaydım, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini bir kez daha dikkatle okur, her satırını siyasi pusula kabul eder ve politikalarımı halkın içinde ve halkla birlikte kurardım.
Çünkü bu sadece bir siyasi mücadele değil…
Bu, Cumhuriyetin son kalesini koruma mücadelesidir.





