Türkiye’nin siyasi tarihinde zaman zaman bazı kararlar, yalnızca bir partiye ya da bir kuruma değil, topyekûn demokrasiye dokunur. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin herhangi bir il ya da ilçe başkanlığına kayyum atanması meselesi tam da böyledir.
Bu, bir iç yönetim tartışması değildir. Bu, halkın iradesine, örgütlü siyasete ve Cumhuriyet’in yüz yıllık demokratik kazanımlarına yönelmiş bir müdahaledir.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu iradesinin adıdır. Onun temsiliyetine atılan her çentik, aslında halkın kendi iradesine atılmıştır. Çünkü CHP’nin hikâyesi, bu toprakların özgürlük hikâyesidir.
CHP’yi Bölme Senaryoları: Demokrasiye Açılan Gedik
Sosyolojik açıdan bakıldığında, Cumhuriyet Halk Partisi yalnızca bir siyasi örgüt değildir. O, bu ülkenin toplumsal hafızasıdır; Kurtuluş Savaşı’ndan bugüne taşınan ortak bir bellektir.
Bugün CHP’ye yönelik kayyum kararlar, hukuk kullanılarak alınmış bir siyasi yargı kararı gibi gözüksede aslında çok daha derin bir stratejinin parçasıdır:
• Örgütlü siyaseti etkisizleştirme çabası: Parti içi dengeler üzerinden planlanan bölünme girişimleri, CHP’nin tarihsel gücünü kırmayı hedefliyor.
• Toplumsal refleksleri zayıflatma stratejisi: CHP’yi zayıflatmak, halkın demokrasi bilincini zayıflatmaktır.
• Sandığa olan güveni aşındırma riski: “Seçilenler değil, atananlar yönetir” algısını besleyen her adım, halkın iradesine karşı derin bir kırılma yaratıyor.
Bugün CHP üzerinden yürütülen bu müdahaleler, yalnızca bir partiyi hedef almıyor. Asıl hedef, Türkiye’nin demokrasi kültürüdür.
Halkın İradesine Atılan Gölge
Cumhuriyet Halk Partisi, savaşlardan, darbelerden, ekonomik krizlerden geçmiş; ama halkla bağını hiç koparmamış bir siyasal hafızadır.
Onun örgütlü yapısına yapılan her müdahale, yurttaşlara şu mesajı veriyor:
“Sizin oyunuzun, sizin tercihinizin, sizin iradenizin bir hükmü yok.”
Bu mesajı kabullenmek, sadece bir partiye değil, demokratik geleceğimize sırt çevirmektir. Bugün CHP’ye kayyum atanmasına sessiz kalırsak, yarın kendi irademizin yok sayılmasına da razı gelmiş oluruz.
Sessizliği Kırmanın Zamanı
Bu mesele bir parti meselesi değildir. Bu, halkın iradesi meselesidir.
Demokrasiyi savunmak, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmakla başlar. Çünkü CHP, bu ülkenin kuruluş hikâyesinin taşıyıcısıdır. CHP’yi savunmak, aslında Cumhuriyet’i savunmaktır.
Biz sustukça, geleceğimizden biraz daha vazgeçmiş oluruz.
Bugün yüksek sesle söylemenin tam zamanıdır:
Halkın iradesine kayyum atanamaz!
Özetle demek istiyorum ki; Türkiye’deki bütün kurumları ele geçiren siyasi dinci iktidar şimdi hedefine Atatürk’ün kalan son eseri olan CHP’yi koymuştur. Emirle hareket eden yargının aldığı siyasi kararların temelinde bu vardır. Olası bir seçimde iktidarı teslim etmek istemeyen bu zihniyet, CHP’nin seçime katılmaması için bütün gücünü kullanmaktadır. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere; CHP’yi bir suç örgütü gibi gösterip Anayasa Mahkemesi’ne CHP’yi kapatmak için gitmeleri an meselesidir. Bu sebeple mevcut CHP yönetimini, örgütlerini bir kez daha uyarıyorum.
Ya istiklal…





