8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü yine geldi çattı ! Her yıl kutluyoruz. Bu yıl da kutlu olsun. Ama ülkedeki kadınların kaderi değişmiyor. Çünkü bu ülkeyi yöneten ve 23. yılında olan AKP iktidarı kadına kör bakıyor. Bazı kadınlar mecbur bırakılarak veya gönüllü olarak bu iktidarın dümen suyuna girse de geri kalan çoğunluk onlara sağlanan imkanlara sahip değil.
Ne de olsa iktidardalar, nasiplerine birkaç şey düşüyor!
**
AKP zihniyeti kadını bir kuluçka makinası olarak gördüğü için İslam’ı ileri sürerek eve hapsediyor. Kadın Medeni Kanun’un kendisine sağladığı haklardan habersiz. Eşitlik ilkesinin farkında değil. Dolayısıyla kadın iş hayatında yeterince yer almadığı gibi, az veya çok erkeğin ekonomik gücü karşısında ikinci planda kalıyor.
Kadın iş hayatında yer almasa bile, evin ekonomisini döndürmek zorunda. Pazarda, markette gördüğünüz kadınların pek çoğu boş torbalarla dolaşıyor. Evinde bir tencere kaynatbilmek için gelirinin yettigi en ucuz ürünlere yöneliyor.
CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevki‘nin açıklamasına göre; geniş tanımlı kadın işsizlik oranı yüzde 38 ile zirveye ulaştı. Kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 35’in üzerine çıkmıyor.
Bu durum AKP iktidarının bilinçli bir politikasının sonucudur. Yukarıda da ifade ettiğim üzere kadın evde kalsın, yemek pişirirsin, doğum yapsın yeter. Bir de üç çocuk doğururlarsa AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği olacak. Ama annelerin çoğunun çocuklarını hangi gelirle büyüteceğini, eğitim masraflarını umursamıyor ve aileye bırakıyorlar.
**
Türkiye’de kadınlar erkeklere göre eşitlik hakkından, demokratik haklarından yoksundur. Çoğu çalışmadığı için ekonomik bağımsızlıkları da yok. Peki kadınların sorunları bu kadar mı ? TÜİK‘in istatistiklerine bakarsanız Türkiye’de kadının durumu çok iyi. Bu istatistikleri internet üzerinden ulaşabilirsiniz. Ben çoğu istatistiğin doğru olmadığını düşünüyorum.
Kadınların en büyük sorunu sadece kendilerinin ve çocuklarının açlığı sebebiyle attığı sessiz çığlıklar değildir. En büyük sorunu şiddete karşı korunmamalarıdır. Elbette şiddet sadece dayak değildir. Bir çok kadının kocaları, sevgilileri veya akrabaları tarafından hayattan koparılmaları, öldürülmeleridir.
AKP iktidarı kadına ve çocuğa şiddetin önlenmesi için pek çok ülke ile birlikte öncülük ederek, İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamıştı. Ancak siyasi dinci tayfa galip geldi, 1 Temmuz 2021 günü Erdoğan tek imza ile bu anlaşmadan Türkiye’yi çıkardı.
Peki sonuç ne mi oldu? Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre; o günden bu yana geçen 1347 günde 1223 kadın cinayete kurban gitmiş. Faili bulunamayan kadın cinayetleri rakamın içerisinde yok.
Yine CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’nin açıklamasına kulak verelim, hepimizin bildiği gibi; Erdoğan iktidarı söz verdiği halde kadınları koruyan 6284 sayılı ya sayıda etkin uygulamadığı için kadınların yaşadığı güvenlik sorunları daha da artıyor.
Milletvekili bunu şunun için söylüyor; Erdoğan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarken yaptığı açıklamada ilgili kanuna ve İslam dinini atıfta bulunarak, kadınlara uygulanan şiddetin önüne geçileceğini vurgulamıştı.
Ne olduğunu öğrenmiş olduk..
**
Türkiye’de analar ve çocuklar sadece açlık ve uğradıkları şiddetten dolayı ağlamıyorlar. Çocukları şehit olan olan anaların ne gözyaşı ne de acısı diniyor. Gelinen çözüm sürecinde gözyaşları kanla dolacak. Bu da bir şiddet değil mi?
AKP iktidarında her alanda Türkiye Orta Doğu ülkesine dönüştü; kadının adı yok sayıldı. Ancak biz kadınlar henüz umudumuzu yitirmedik. Ayağa kalktığımızda bu şeditler kaçacak yer arayacaklar.





