93 yıl önce dün, yani 23 Aralık 1930’da, gericiler iltica için ayaklanmış, Asteğmen Kubilay ile arkadaşlarını şehit etmişti. O tarihten sonra Atatürk şiddetle üzerlerine gitmiş ama yok olmamışlar, yer altına çekilmişler. 22. yılında olan AKP iktidarında oldukları yerden çıkmışlar, palazlanmışlar ve devleti küsmen ele geçirmişlerdir. Bugün yobazlarla mücadele etmenin gerekliliği net olarak ortadadır. Yoksa Cumhuriyet’imizi yiyeceklerdir. Bu görev tüm halka düşmektedir.
Tıpkı FETÖ ile olduğu gibi AKP ve Erdoğan bunlarla yol yürümekte ve sonuçta iktidarı paylaşamayacakları için 15 Temmuz’da olduğu gibi birbirlerine düşeceklerdir. İşte bütün bunlara son vermenin görevi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına düşmektedir.
**
Dediğim gibi; yıllarca FETÖ ile yol yürüyen ve yolda 15 Temmuz kalkışmasını yaşayan Erdoğan ve AKP iktidarı bütün bunlardan ders almamıştır.
Milli Eğitim Bakanı’nın Meclis’te Bütçe görüşmeleri şurasında yaptığı konuşma, AKP ve Erdoğan’ın gerçek amacını ortaya çıkarıyor. Biri dur demezse, adamlar resmen gem’i azıya almış. FETÖ’den sonra ortaya çıkan boşluğu başka tarikatlar doldurmaya çalışıyor. AKP ve Erdoğan iktidarı da buna yol veriyor. Holdingleşme bu tarikat ve cemaatler bir taraftan devlet ihalelerini alırken, diğer taraftan devlette kadrolaştılar. Milli Eğitim Bakanının açıklamalarından anlaşılıyor ki son yıllarda çocuklarımızı da zehirliyorlar. Hem de Anayasa’nın ve kanunlarca kendilerine verilen görevi hiçe sayarak, bu tarikat ve cemaatlerle 10’afet protokol yapmakla övünüyorlar.
**
Sadece milli Eğitim Bakanlığında değil, Harp Okulu’nun başına da Fesli Kadir zihniyetindeki birini getirdiler. Öğrencileri kendi iklimlerinde yetiştiriyorlar. Ancak okula almadan önce karpuz gibi seçiyorlar. Harp Okulu sınavlarına giren Atatürkçü gençleri, sağlık raporlar ile engelliyorlar. İddia odur ki harp okuluna gitemez diye sağlık raporu düzenlettiriyorlar. Kime? Yine aynı kafada olan Sağlık Bakanlığında bağlı doktorlara. Demek ki TSK’nın doktorlarını ve hastanelerini onun için yok ettiler.
Bu iddialarla ilgili henüz inkar yollu bir açıklama gelmedi. Demek ki doğru. Yeni bir siyasi dinci yapılanma içerisindeler. Tel hedefleri Atatürk ve kurduğu Cumhuriyet’i yok etmektir.
**
İşte bu kötücü zihniyetin yarattığı iklimde yetişen 3 Teğmen, 10 Kasım törenlerinde yakalarına Atatürk rozeti takmadılar. Mazeretleri toplu iğne olmamasıymış. Bu olay Tuzla Piyade Okulu’nda meydana geliyor. Ancak açılan soruşturma sonucu, 3 Teğmen’e itiraz eden 4 Teğmen de toptan açığa alınıyor.
İtiraz eden ve olaya müdahale eden 4 Teğmen’in açığa alınmasını anlamak mümkün değildir. Asıl sorgulanması gerekenler ise yakasına Atatürk rozeti takmak istemeyen 3 Teğmen’in, hangi iklimde yetiştiğidir. Hangi dinci siyasi düşünceye mensup olduğudur.
Diğer garip olay ise Milli Savunma Bakanının yaptığı ve Milli Savunma Bakanlığınca yapılan açıklamalarda. Olay diyerek detaya girilmemesidir. Sanki olay basit bir disiplinsiz hareket sonucu çıkmıştır.
**
TÜSİAD yakın geçirmişte yaşanan acı tecrübeler dikkate alındığında, cemaat ve tarikatların eğitim sisteminde yeri yoktur diyor. Ancak laik eğitim sisteminde ve devrim kanunlarında böyle yalıların yasak olduğunu bilen muhalefet partilerimde sessiz kalıyor. CHP Genel Başkanı bile!
Sonuç olarak; AKP iktidarı ve Erdoğan’ın bizde beğenilmeyen, gevşek zannedilen, aslında devlette yeni paralel yapılanmanın işaretleridir. 15 Temmuz FETÖ kalkışmasından ders alamasalar bile, sorunlu makamda oturanların Anayasal görevi, bu tarikat ve cemaatlerle iç içe olmak ve onlarla protokol yapmak değil, çocuklarımızı onların elinden kurtarmaktır. Ama kafalarının içinde gericilik, yobazlık, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı olunca, maalesef çocuklarımız ve devletimiz, dolayısıyla tüm toplum tehlikeye atılıyor, açıkça terörize ediliyor.
**
Kazanacak adayın önemini bir kez daha anladınız mı?





