Avrupa’da göçmen kıyameti kopuyor. Avrupa’da göçmen karşıtlığı artarken; Türkiye’de AKP hükümeti İngiltere’yi Ruanda’lı göçmenlerden kurtarma peşinde. Kişi başına yıllık geliri 1000 dolar olan Ruandalıları turist olarak Türkiye’ye sokmaya çalışıyorlar ve yeni bir belaya yok açıyorlar.
**
Avrupa Birliğinin yasama organı olan Avrupa Parlementosu’nun 720 sandalyesi için 27 üye ülkede yapılan seçimlerde merkez ve aşırı sağ partiler büyük bir oy patlaması yaşadı. Ana tema olarak göçmen karşıtlığını kullanan bu partilerin başarısı, Avrupalı liderleri korkuttu. Kimi istifa etti, kimi ise erken seçim istedi.
Aslında Avrupa’da Türkiye kadar göçmen yok ama göçmen sayısının giderek artması dini inançlarını ve kültürel yapılarını bozuyor. Ve bundurun Avrupa halklarını rahatsız ediyor, göçmen karşıtlığını savunan partilere yönlendiriyor.
**
Türkiye’de göçmen sayısının 8-13 milyon arasında olduğu söyleniyor. Bütün bu rakamları çeşitli kurumlar açıklıyor. Böyle olmasına rağmen ülkemizde Avrupa’daki göçmen karşıtlığı dalgası yaşanmıyor.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ önceden beri bu duruma tepki verenleri başında geliyor. Avrupadaki gelişmeleri değerlendiren Özdağ; Avrupa’nın mülteciler tarafından işgal edilmesine, sokakların güvensiz hale gelmesine, cinayet ve tecavüz olaylarının artmasına neden olan iktidar partilerine karşı Avrupalı seçmen ayaklandı. Seçmen oyu ile ülkeleri ve Avrupa’yı savunuyor. Sıra halkımızın oyu ile ülkesinin işgaline dur demesine geldi diyor.
Ne ee olsa sağ bir partinin genel başkanı!
**
Arkasından MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin de uyandığı ve ekibiyle plan kurmaya başladığı anlaşılıyor. Bahçeli yaptığı açıklamada Suriyelilerin dönüşü kademe kademe sağlanmalı, düzensiz göçün beli kırılmalı, Avrupa ülkeleri ile yapılan geri kabul anlaşması sonlandırılmalı dediğine göre; göçmenleri istemeyen seçmenlerin farkında olduğu ve oylarına göz kırptığı görülüyor.
Çünkü Bahçeli’de artık halkımızın göçmen karşıtlığını görüyor ve biliyor. Göçmenler ülkelerine gönderilirse ülkemizdeki işsizliğin azalacağını, maaşların artacağını, ev fiyatları ve kiraların düşeceğini, bu durumun halkımızın yararına olacağımı herkes gibi Bahçeli’de değerlendiriyor olmalı.
Daha sonra yaptığı ikinci açıklamada Cumhur ittifakının ve Erdoğan’ın arkasındayız demesine rağmen, yumuşama ve normalleşmeyi gerekçe göstererek CHP ile AKP’ye geniş katılımlı hükümet kurmasını öneriyor. Bahçeli ve ekibi kurduğu siyasi bir planla MHP’yi AKP ile düştüğü bataktan çıkarırken, CHP’yi o batağa sokmak istiyor ve arkasından erken seçimi gündeme sokmayı değerlendiriyor olabilirler.
**
Sonuç olarak halkımız sığınmacılarla komşu olmak istemiyor, onları kabullenmiyor.
Avrupanın tamamından çok fazla sığınmacı ve göçmen olan Türkiye’nin yaşadığı olumsuzluklar Avrupa ülkelerinden çok fazla. Göçmenler toplumumuzun demografik ve kültürel yapısını, dün anlayışını bozuyor. Ucuza çalıştıkları için insanımızın işsiz kalmasına sebep oluyor.yarattıkları asayiş olayları da işin cabası.
Bu durumda Avrupa’daki seçmen hareketinin, daha doğrusu Avrupalı seçmenin aşırı sağa yönelmesinin etkileri çok yakında ülkemizde de yaşanabilir. Seçmen sol ve muhafazakar partiler yerine milliyetçi, aşırı sağcı partilere kayabilir. Böyle bir etkileşim ve yarattığı sonuçlar ülkemiz için yararlı mı olur bilemem.
**
Ama ülkemizin, halkımızın bu göçmenlerden kurtulması gerektiği de acı bir gerçektir. Bu durumda ancak; uyan CHP diyebiliyorum!





