Bugün Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Bütün basın kuruluşlarına ve mensuplarına kutlu olsun.
Peki bizim ülkemizde basın mensupları hükümet yetkilileri ve diğer kamu otoriteri karşısında ne kadar bağımsız, ne kadar değerliler? Son yaşanan bir örnekle durumu özetleyeyim.
Kimden güç aldıkları belli olan kamu görevlileri, mesela İstanbul Valisi 1 Mayıs gösterilerini takip eden gazetecilere yönelik “süpürün” emrini veriyor. Sonrasında özür dilemesi, bilinç altında olan baskıcı düşünceyi silmez.
**
Dünya Basın Özgürlüğü Günü, ülkemizdeki gazeteciler için buruk geçen bir gün. Çünkü yüzlerce gazeteci yaptığı haberler ve düşünceleri sebebiyle ya hapisteler yada her gün soruşturma geçiriyorlar. Adliye koridorları gazetecilerden geçilmiyor.
Bütün bunların sebebi 22 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarıdır. Yaptıkları hiç bir yanlışlığın, yolsuzluğun ve usulsüzlüğün halk tarafından bilinmesini istemiyorlar. Bunları haber yapan, doğruları yazarak halkı bilgilendiren gazetecileri baskı altında tutuyorlar.
Yandaş gazeteciler AKP Genel Başkanı Erdoğan ve ekibini yağlamak, onları parlatmak için yalan haber yapıyorlar ama hiç bir şekilde haklarında işlem yapılmıyor. Yanlı ve taraflı uydurma haber yapmaya devam ediyorlar. Çünkü halkın üzerinde AKP Genel Başkanı Erdoğan ve ekibinin en iyi olduğu algısını yaratıyorlar.
Diğer taraftan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın yayınladığı dezenformasyon bültenine dikkat çekmek isterim. Güya yalan habere karşı yayınlanan bültende bile gerçekler saptırılıyor, yalan haber yapılıyor.
**
Erdoğan ve AKP iktidarı kanunları değiştirerek basın üzerindeki baskıyı arttırdı. Arttırmaya devam ediyor. Bu baskı için kolluk güçlerini ve yargıyı sopa olarak kullanıyor. Şimdi yeni Anayasa yaparak, bütün özgürlükleri daha da kısmaya çalışacaklar. Bunun için de basın özgürlüğü, yani halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlamakta var.
Türkiye Dünya Basın Özgürlüğü liginde dibe vurmuş ama kimin umrunda. Siyasi dinci iktidar bütün yanlış politikalarına rağmen Saray’da otursunda, isterse dünya yansın





