TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarını her seferinde duyan halkın elinden, şimdilik bela okumaktan başka bir şey gelmiyor. Yetki eline geçince, yani oy sandığı ortaya çıkınca, tıpkı yerel seçimlerde olduğu gibi, zenginlerden yana olan siyasi dinci iktidarı yok edecektir. Bundan artık eminim. Çünkü gelinen noktada diğer sorunlarla birlikte, ekonomik durum milletin sonunu getirecek bir beka sorunu haline gelmiştir.
**
Her ekonomik politikası zenginleri daha zengin, fakirleri daha fakir hale getiren siyasi dinci iktidar, TÜİK eliyle çalışanın ve emeklinin parasını çalmaya devam ediyor. Emeklilere ve çalışanlara çok görülen gelir artışı ile ilgili yazıyı yarın okuyacaksınız.
En iyimser ekonomistlerin bile yüzde 2,2 olarak beklediği Haziran ayı enflasyonunu TÜİK yüzde 1,64 olarak açıkladı. Çünkü Haziran’la birlikte enflasyonun düşeceğini söyleyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Enflasyonun düşeceğini söylerken, dezenflasyona dönüşeceğini vurguluyorlar. Öncelikle dezenflasyonun ne olduğunu izah etmeleri gerekir.
Enflasyonu masa başında belirlemek, halkı iyice yoksullaştırmak demektir. Ekonominin bel kemiği olan İstanbul’da İTO Haziran ayı enflasyonunu yüzde 3,42 olarak hesapladı. ENAK’a göre Haziran ayı enflasyonu yüzde 4,27 olarak gerçekleşti.
**
Türkiye Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtikten sonra fiyatlar geometrik olarak artarken, halkın alım gücünü düşürmek için enflasyonu masa başında aritmetik olarak artırıyorlar. Mesela fiyatlar son 5 yılda yüzde binin üzerinde artarken, maaş artışları bunun üçte birine dahi ulaşamadı.
TÜİK başkanı eleştiriler üzerine bir açıklama yaptı ama ifadelerini anlamak mümkün değildi. Ekonomiye ve matematiğe dair yaptığı açıklamalar saçma sapandı.
Bence en samimi yetkili Merkez Bankasının mevcut başkanı olmuştur. Hem Para Politikaları Kurumu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada hem de yabancı bir ajansa yaptığı açıklamada görülüyorki sorun tüketici talebinin öngörüldüğü ölçüde azalmamasıdır.
Yani halkın halen alım gücü vardır. Bunu daha da düşürmek, yani halkın gelirini ve dolayısıyla alım gücünü iyice düşürmek için sıkı para politikasına, yani tüketicinin paraya ulaşmasını daha da zorlaştıracaklar. Bunu da TÜİK eliyle açıkladıkları düşük enflasyon rakamlarıyla ve kredi faizlerinin artırılmasıyla yapacaklar. Yapıyorlar, bu işi daha da zorlaştıracaklar. Bunun için emeklilere ve çalışanlara ya zam yapmayacaklar yada çok düşük ücret artışı yapacaklar. Tabi bu arada vergi oranlarını da arttırarak ürün fiyatlarını iyice yükseltiyor, halkın ihtiyaçlarını karşılayamamasını da sağlıyorlar.
**
Temmuz’un girmesiyle birlikte daha da büyük zam oranlarıyla karşı karşıyayız. Zamlar bazen fiyat artışıyla vatandaşa yansıyor, diğer illeri bilmiyorum ama mesela Zonguldak’ta olduğu gibi ekmeğin gramajını düşürerekte hayata geçiriliyor.
Önce elektriğe yüzde 38 zam yaptılar. ÖTV’nin arttırılmasıyla birlikte başta benzin ve mazot olmak üzere pek çok ürüne zam geldi, gelmeye devam edecek. Çünkü elektriğe ve yakıta yapılan zamlar iğneden ipliğe her şeyin fiyatını arttıracak. Yandaş Demirören ve şans oyunlarına yüzde 50-60 oranında zam yaptı.
AKP iktidarını soygun düzeni devam ederken bakalım Temmuz enflasyonunu ne kadar açıklayacaklar.
**
Yazıyı burada bitiriyorum çünkü; bela okumak dışında söylenecek söz, yapılacak eleştiri kalmadı.





