Bana son olmaz gibi geliyor. Çünkü başta Zonguldak olmak üzere ülkenin pek çok yerinde binlerce maden sahası yabancılara açıldı. Bu yabancılar Türkiye’deki bazı yandaşlarla ortak olarak AKP iktidarı ile iyi ilişkiler kuruyor ve dolayısıyla korunuyorlar.
**
Erzincan’ın İliç İlçesinde bulunan altın madeninde yaşanan heyelana milyonlarca ton siyanürlü toprağın kaymasına, bazı rakamlara girmeyeceğim. Ama önemli sorunlar var.
Birincisi tehlike önceden görülüyor, gerekli ve yeterli tedbirler alınmıyor. Akan malzeme için önce toprak dendi ama gerçekte siyanürlü çamur olduğu ortaya çıktı. Şimdi siyanürün içme suyuna karışmadığını ispatlama yarışına girdiler. Adamlar kendilerini aklama, mağduru uyutma peşindeler
Yoksa kaybedilen 9 canın onlar için bir kıymeti yok.
Yüzde 80’i kanadalı, yüzde 20’si Erdoğan’a yakın olan bir iş adamına ait altın madeninde daha önce neler yaşanmış neler. Defalarca kazalar meydana gelmiş, boru patlaması sonucu siyanürün toprağa karıştığı tespit edilmiş, şirkete 16 milyon TL para cezası verilmiş. Yahu milyar dolarlar kazanan ve kazanacak bir şirkete 16 milyon TL ceza ancak devede kulak olur. Faaliyeti 3 ay durdurulan şirketin 7 milyon doları aşkın vergi borcu silinmiş.
Bak sen! Kim koruyor acaba!
**
Tabi bu süreçler yaşanırken algın firması Ana Gold, Zonguldak’taki Eren Enerji’den aşağı kalmamış, hatta çok üzerine çıkmış. Toprak satın almalar, çocukların işe alınması, 10 yıl önce her eve 130 bin TL para verilmesi, spor kulüplerine ve üniversiteye milyonlarca TL bağış ve daha onlarca işe harcama yapmış.
Bütün bunlarla bölge halkının gözü boyanırken, ailelerden şirkete dava açmayacaklarına dair taahhütname almışlar.
Biz benzer olayları Zonguldak’tada yaşadık. Halkımız olarak kolay aldatılıyor ve oyuna geliyoruz.
**
ÇED raporuna gelirsek, nasıl alındığı belli oldu. Daha önce ÇED raporu veren bir şirketin bir yetkilisi, şimdi Ana Gold adlı altın şirketinin yönetiminde yer alıyor. Sadece bu olay bile kirli bağlantıları çıkar ilişkilerini ortaya koyuyor.
Tabi işin içinde önemli olan siyasetin parmağı olup olmamasıdır. AKP’nün bugün İBB Başkan adayı olan, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ÇED raporu ile ilgili suçlanınca, bazı açıklamalar yaptı. Efendim Çevre Bakanlığı ÇED raporu vermiyormuş. Ama Bakanlığı döneminde bu şirket 135 defa denetlenmiş felan filan. Bende biliyorum; ÇED raporuna Çevre ve Şehircilik Bakanlığı değil, bizim mahallemizin bakkalı veriyor.
Peki ilgili şirket 135 defa denetlenmiş de, denetimde tespit edilen eksiklikleri ve aksaklıkları gidermiş mi? Eğer her seferinde aksaklıkları gideriyorsa neden 135 defa denetlenmiş?
Söylemi yalanı bir gün ortaya çıkar!
**
AKP iktidarında pek çok uluslararası şirket yanına bir yandaş bularak, çevre suçu işlemekten korkmuyor. Dediğim gibi biz bu kirli ilişkileri Zonguldak’tan biliyoruz. Halkın ağzına bir damla bal akıtarak, bütün sorunları çözdüklerini zannediyorlar. Kendileri yüzünden insanların hastalandığı bilinmesin diye bunu karartıyorlar.
Elbet bir gün hesap verecekler





