Muhalefet kanadından çıkan cılız ses, uyayan halkımıza ninni gibi geliyor.
AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın başında olduğu TÜGVA’nın öncülüğünde, İstanbul’da şehitleri anma ve Gazze’ye destek mitingi düzenlendi. Erdoğan’ın damatlarının ve eski bakanlarının katıldığı mitingi, adeta Erdoğan ailesi düzenledi. Başta siyasi dinci kurum ve kuruluşlarında katıldığı mitingde, siyasi dincilerin resmen bölücü slogan atmalarının ve pankart taşımalarının sağlandığı bu ortam, bir günde yaratılmadı. Yıllar aldı.
**
Hilafet isteyenler sadece bu mitingde boy göstermedi. İktidardan aldıkları cesaretle, taşkınlıklarına başka yerlerde de şahit olduk. Tıpkı mitingde olduğu gibi her yerde hilafet çağrısı ve cumhuriyete açık açık düşmanlık ediliyor. Hele sosyal medyadaki yazılar ve çağrılar iyice zıvanadan çıktı.
Başta Hizb-ut Tahvir adlı örgüt olmak üzere, çeşitli dernek ve vakıflar bu çağrıları yapıyor. Pek çok kesimden tık yok. Cumhuriyet Savcılarının sesi çıkmıyor. Görevi Cumhuriyeti ve devletimizi korumak olan savcıların bu sessizliği hayra alamet değil.
Türkiye Barolar Birliği mitingle ilgili suç duyurusunda bulundu. Yargının içine düştüğü durumda Savcılarında kayıtsız kalacağı herkesin malumudur. Amaçları Atatürk Cumhuriyet’ini yok etmek ve yerine din, hilafet devleti kurmak isteyen bu azgınlardan biri, korkmadan Anıtkabir’de ortaya çıktı. Cumhuriyet’e lanet okuyup şeriat istedi. Tutuklandı ama kimsenin haberi olmadan salınacak.
Eski bir manken ortaya çıkmış, hiç bilmediği bir konuda ahkam kesiyor. AKP yandaşı olan bu kişi yaptığı açıklamada, Türkiye 2030’a kadar tam manasıyla hilafet sistemine geçmiş olacak. Çünkü bölgedeki şartlar Türkiye’yi (yani Erdoğan’ı
) buna mecbur bırakacak. Eminim birisi bu açıklamadan memnun olmuştur; ne de olsa hükümete müdür olacak!
Bütün bunlar ülkemizde yaşanırken hilafet bayrağı, kimine göre Suudi Arabistan bayrağı açan birine tokat atan bir genç tutuklanıyor. Daha sonra serbest bırakılsa bile yargının nasıl vaziyet aldığını ortaya koyuyor.
**
Unutmadan şunu da belirteyim; mitinge katılan siyasi dincilerin hiç birinin İsrail’e petrol taşıyan gemilerin kime ait olduğu umrunda bile değildir. Ama Erdoğan ailesinin aklının bir köşesinde bu ticaret hep var. İsrail’e lanet bahane, ticaret ise şahane!
Bu vurgudan sonra devam edeyim. Bu ülkede hilafet devleti çağrısının yapıldığı iklimi 22 yıldır yaratan iktidar ve onun başı bellidir. Bu baş yapılan tüm eleştirileri İslam düşmanlığı olarak niteliyor. Siyasi İslamcıları tahrik ediyor, toplumumuzu bölüp yarıştırmak için mevcut yapısını torpilliyor.
**
Siyasi İslamcıların başına sormak lazım; savunduğunuz siyasi islam, İslam dinini terör ve savaş ile yayma görüşü, İslam’da gerçekten var mı? İslam’ın ruhuna uygun mu? Yoksa İslam bu diye halka sapkınlık mı öğretiliyor?
En önemlisi de kimin Halife olacağıdır?!!!
**
Başaramayacaksınız!





