Demek ki neymiş!
İftira değilmiş.
Bizim bazı çevrelerden aldığımız duyumlarla ve araştırmalarımız sonucu ulaştığımız bilgilerle yaptığımız Kozlu Sevgi Evleri’nde yaşananlarla ilgili yaptığımız haberler malumunuzdur. Zonguldak Valisi bir gazetecinin sorusu üzerine, bu haberlerin kurum ve kişilere iftira niteliğinde olduğunu açıklamıştı.
Biz buna rağmen takip eden süreçte ısrarla haberleri yapmaya devam ettik. Bu arada kuruma Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından müfettiş de geldi. Onlarda beni çağırarak bilgime başvurdular. Aynı şekilde poliste karakola davet ederek bildiklerimizi sordu ve bizde anlattık. Elimizdeki belgeleri istediler Savcıya vereceğimizi söyledik.
Polisteki ifadelerimiz savcılığa gitti, Savcı bizi çağırmadan dosya içeriğindeki ifadelerden kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi ve dosyayı kapattı. Savcının gerekçesi Basın özgürlüğü, toplumu ilgilendiren konulardan haberdar etme amacını güttüğümüzü ve gazeteci olarak toplumu bilgilendirme ve aydınlatma yetkimizin yanında sorumluluğumuzun da mevcut olduğunu tespit etmesiydi.
Ve olaylar hakkında yaptığımız haberlerle ilgili şahsımız adına kavuşturmaya yer olmadığı kararına vardı. Karar müşteki kurum ve kişilere gönderilecek onların itiraz hakkı olacak.
**
Bu karardan ötürü Sayın Savcı’ya teşekkür ederim. Verilen bu kararla yaptığımız haberin iftira olmadığı, aksine doğru olduğu ortay çıktı. Bu haberi ilk yapan kişi olarak benim çocukların zarar görmesi gibi bir amacım, kurumun itibar kaybetmesinden hiç bir çıkarım olamaz. Ben sadece devletimize teslim edilen çocuklarımızın haklarını korumak için bu haberleri yaptım. Devletimizin de itibarını koruduğum düşüncesindeyim. Hem de sorumlu koltuklarda oturanlardan daha fazla!
Sonuç olarak; devletin, vatanın ve halkın çıkarları ile haklarını korumak adına benzer haberleri yapmaya, köşemde yazmaya devam edeceğimi vurgulamak isterim. Kanunlara ve genel ahlak kurallarına uygun yapılan haberler ve yorumlar yapıldığı sürece; basın demokrasilerde dördüncü güçtür.
Bu itibarla basın hürdür ve susturulamaz.





