Toplumuza bir şeyler oldu. Çeşitli sebeplerden dolayı toplumun değerleri dinamitlendi. Sebep olarak ister AKP iktidarının 22 yılda uyguladığı ekonomik politikaları gösterin, ister göçmenlerin yarattığı sorunlar diyin ama sonuçta toplumun tüm değerleriyle birlikte ahlak yönünden bir çöküntü yaşanıyor ve bütün bunlar kadın cinayetleri, çocuk raci ve tecavüzleri, hırsızlık gibi sonlar yaratıyor.
Bugün gazetelerde haberi vardı. Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 350 bin civarında. Bu rakam gelişmiş ülkelerden kat kat fazla. Birde tutuksuz yargılananları hesaba katarsak, toplumda suç oranının giderek arttığını söyleyebiliriz.
Bugün benim işlemek istediğim konu çocuklara yönelik suçlar. Bilhassa devlete ait yurtlarda kalan çocuklarla, okullardaki öğrencilerimiz bazılarının hedef tahtası, oyun alanı haline gelmiş.
AKP iktidarının eğitimi Milli Eğitim Bakanlığından alıp dini cemaat ve tarikat gibi yapılara, siyasete devretmesinden sonra artık yaşananlara kimse hayret etmiyor.
Bugün ki gazetelerden iki haber aktarayım. Milli Eğitim Bakanlığı genelgesi ile okul dışında mezuniyet töreni ve balo düzenlenmesi yasaklanıyor. Çünkü her şey kontrolleri altında olsun istiyorlar.
İkinci haberde ise yıl sonu etkinliği adı altında harem selamlık uygulaması ile cami ziyaretleri yapılıyor.
**
Okul dışında devlet yurtlarında kalan çocuklarımız ise ahlaksız insanların hedefi durumunda. İlimizde yaşanan pek çok olay da bize bunu gösteriyor.
Zonguldak’da yaşanan ve yayın yasakları getirilen bazı taciz ve tecavüz olaylarını kimse görmezden gelemez. Kendi görev süresi içinde böyle olayların yaşanmasını gizleyemez.
İlimizde başka olaylarda yaşanmaya devam ediyor. Bir okulda bir öğretmen öğrencisini taciz etti. Başka bir okulun 2 müdür yardımcısı piknikte öğrencileri ile içki içti haberlerini yerel basından okuduk.
Kim bilir daha neler neler var!
Cemaat ve tarikatlara ait yutlarda, okullarda ve kurslarda yaşananları bir hatırlayın. Yapılanları insanların vicdanı kabul etmez.
**
Bütün bu ahlaksız kamu görevlilerine ve diğer kesimlere ihtar ediyorum. Okullar, Sevgi Evleri, yurtlar sizin oyun sahanız değildir. Kirli ellerinizi çocukların üzerinden çekin.
Başta iktidar olmak üzere tüm muhalefete, STK’lara, sendikalara ve toplumun ileri gelenlerine sesleniyorum; kötü niyetli kişilerle ilgili konuları gündeminize alın ve gündeminizde tutun. Bunları ister psikolojik isterse eğitim yoluyla engelleyin. Hapis dışında da caydırıcı tedbirler alın.
Yayın yasakları yerine bu sapkın kişileri kamuoyuna teşhir edin, edin ki tükürükten boğulsunlar.
**
Konu çocuklardan açılmışken anne, babalara, anneanne, babaanne dedelere, teyzelere, halalara küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum:
“Çocuktur bişey olmaz” dediğimiz an mahremiyeti kaybediyoruz. Plajlar çırılçıplak denize giren çocuklarla, parklar bahçeler ulu orta tuvalet yaptırılan, üstü değiştirilen yavrularla dolu.
“Çocuktur anlamaz” dediğimiz an nezaketi kaybediyoruz. Etrafımız çocuğun yanında “Teyzesi bu var yaa..”, “Bak böyle yaparsan seni bırakır giderim”, “Yaramazlık yaparsan seni polise veririm” cümleleriyle dolu.
“Çocuktur unutur” dediğimiz an saygınlığı kaybediyoruz. Ebeveynlerin ağzı “Sürme bakayım o leş gibi ellerini örtüye”, “Ahır mı burası ne biçim giriyorsun içeriye!”, “O tabağı bitir yoksa çakarım ağzının ortasına bi tane” laflarıyla dolu.
Pedagojinin en temel ilkesi şudur; “Bir yetişkine ayıp olur diye yapmayacağın hiç bir şeyi çocuğuna da yapma”. Var mısınız hep birlikte bu niyeti kuşanmaya?





