Yıllardır türban sebebiyle kız çocuklarının okula gidemediğini, baskıya maruz kaldıklarını, yaşam tarzlarına karışıldığı için mağdur olduklarını iddia eden siyasi dinci zihniyet, 22,5 yılda durumu tersine çevirdi. Nasıl mı?
Ortada bir mağduriyet yokken, konuyu yıllarca konuşa konuşa halkı uyuttular be iktidar oldular. İktidarlasında hiç empati yapmıyorlar. Çünkü güç onlara geçti, sıra onlara geldi. İktidarlarında modern giyinen seküler toplum kesimlerinin yaşam tarzlarına müdahale etmeye başladılar. Ancak gündeme geldiğinde ise bunu inkar ediyorlar.
Yaşanan olaylar yakında İran’daki gibi Ahlak polislerinin sokaklara çıkabileceğini ve başı açıkları sopalayacağını akla getiriyor. Olmaz demeyin, olursa da şaşırmayın.
**
Geçenlerde Kocaeli’nin Gebze İlçesi’nde bir meslek lisesinde bir mezuniyet töreni vardı. Okul müdürü açık giyindikleri gerekçesi ile bazı kız öğrencileri ve ailelerini okuldan içeri sokmadı.
Tabi bu olay kamuoyunun büyük tepkisini çekti. Müdür protesto edildi. Kimi kızların bu kıyafetlerine açık demek sapıklıktır, müdür görevden alınmalıdır dedi. Kimi müdürü İran’daki Devrim muhafızlarına benzetti. Kimi türbandan dolayı intikam alıyorlar, bu yaşam tarzına müdahaledir, gerici kafanın baskısıdır dedi.
**
En beklenen tepkiyi Milli Eğitim Bakanı verdi. Valinin, ilçe milli eğitim müdürünün yaşananlara müdahale ettiğini, konu ile ilgili inceleme başlatıldığını söyleyen Bakan, müdürün konu ile ilgili bir suçu olmadığını, 76 bin okulda yaşanmış tek olay olduğunu söyledi.
Yani münferit dedi! Tek örnek demeye getirdi!
Münferit kavramını duyunca, aklıma cemaat ve tarikat yurtlarında yaşanan taciz ve tecavüz olaylarının üzerini örtmek için dönemim Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanının, ki hem de kadın(!), münferit bir olay demesi geldi.
Bu zihniyete göre bir olumsuzluğun münferit olmaması için her okulda, her yurtta ve her öğrencinin başına gelmesi gerekir. Tam bir kara, kötücül zihniyet.
**
Bu zihniyet okulları, STK gördükleri tarikat ve cemaatlerin oyun alanı haline getirdi. Öğrencileri kindar ve dindar bir nesil olarak yetiştirmek için müfredatı yeniden biçimlendirdiler. Şimdi de Milli Eğitim Akademisi kurarak, Gebze’deki okul müdürü gibi dinci ve partili öğretmen yetiştirme peşindeler.
Unutmadan; öğretmenlik meslek kanuna sınırları net olarak çizilmeyen hayasızca hareketler ve müstehcenlik maddesi konuldu. Amaçları ne? Kadın öğretmenlerin etek boyunu dikizleyerek, hakkında ahlaksızlıktan soruşturma açmak ve onları meslekten atmak.
**
Okullarda öğretmenler, öğrenciler arasında ahlak bekçiliğini şimdilik Milli Eğitim Bakanlığı yapıyor. Yakında Ahlak Polisi teşkilatı kurarlarsa, onları tahta sopalarıyla sokağa çıkarırlarsa kimse şaşırmasın.
Ama AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre yumuşayan Özgür Özel şaşırabilir!





