Çalılma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, kibarlıktan kurulan Vedat Işıkan öyle bir açıklama yaptıki evlere şenlik. Türkiye’de aşırı yoksulluk yok dedi insanlar ekmek kuyruklarında beklerken, canının istediğini sofrasına koyamazken, devlet yardımına muhtaç milyonlarca insan varken, bakanın açıklaması hiç olmadı. Acaba hangi ülkede yaşıyor veya herkesi kendi gelirine göre mi değerlendiriyor?
**
Çalılma ve Sosyal Güvenlik Bakanını, kendi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verileri açıkça yalanladı. İlgili bakanlığın verilerine göre, ülkemizde 11,370 milyon kişi yardıma muhtaç durumda. Bu rakam 85 milyonluk ülkemiz için oldukça yüksek.
Türkiye’de yoksulluk çeken ve kişi başına düşen aylık geliri 450 TL ve altında olan 3,7 milyon hane var. Ülkemizde hane sayısının 24 milyon civarında olduğu düşünülürse durumun vehameti ortaya çıkıyor. 2019 yolunda bu rakam 690 bin cüvarındayken 4 yılda 3,7 milyona ulaşmış durumda. Buradan da ekonomiyi ne kadar kötü yönettiklerini halkı ne kadar yoksullaştırdıklarını anlıyoruz.
Bunun dışında 2019’da elektrik faturası yardımı alan hane 1,343 milyonken, 2023’ün ilk 10 ayında 3,685 milyona ulaşmış durumda. Ayrıca doğalgaz tüketim desteği alan yüzbinlerce hane var. AKP’lilere sorarsan sosyal yardımlar refah göstergesiymiş. Pes doğrusu!
Bu bağlamda vatandaşın bankalara 2,5 trilyon borcu olduğunu ve 23 milyon kadar icra dosyası bulunduğunu da belirtmek gerekir.
**
Bakanın bunlardan haberi yok mu? Olmaz olur mu! Kendisi de aynı kabinede bakan olduğuna göre olmaması mümkün değil. Galiba insanlar henüz açlıktan ölmediği için öyle düşünüyor.
Bu aşırı yoksulluğun haricinde, milyonlarca emekli 7.500 TL emekli aylığı alıyor. Yine milyonlarca çatışan aylık 11.400 TL olan asgari ücrete talim ediyor. Ağlar, beyler yağlı ballı sofralarda kahkahalar atarken, dar gelirliyi hiç kimse düşünmüyor. Yakın çevrelerinde de dar gelirli yok galiba? Ne de olsa devletin malı deniz… Bu ekonomik dar boğaz 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ortaya çıkmadı. Uzun yıllardır sürüyor. Özellikle son 3,5-4 yılda iyice arttı. Vatandaşın gelirleri aritmetik olarak artarken, ürünlerin fiyatları geometrik olarak artıyor. Bu durum dar gelirlinin birikimini de eritiyor, gittikçe borçlanmasına sebep oluyor. Son 6 ayda krediye ulaşmayı da zorlaştırdılar. Yani vatandaşın paraya erişimini sıkılaştırma ile engellediler.
**
Vatandaş ekonominin çarkları arasında ezilirken, halen bunları iktidar yapabiliyorsa, suç muhalefetindir. Demek ki vatandaşa sesi ulaşmıyor, ulaşsa da ikna edemiyorlar. Halen halk Erdoğan dediğine göre!
Bu sonucu halk olarak biraz da hak ediyoruz.





